24 Ağustos 2011 Çarşamba

Anılarla doluymuş bu topraklar
analar erleri doğurmuş,
erler erk olmuş.
ama herhalde
bir zamanlar buralarda analar mutluymuş
-ki ismi Anadolu olmuş.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Yaşananların acı vermemesi
anı olarak kalmaları için
son kez de olsa ziyaret edilmeleri gerekir.
Zaman kaybetmezsin korkma
hem vefa borcudur güzel anılara
hem de dönüş yolunda nefes aldığını fark edersin.

İçimi acıtan yaşanan kötü anlar değil,
güzel anların devam edememesidir.
Ağlanacak halimize gülerdik önceden.
Sinirlerimiz vardı
bozulurdu
düzelir
sonra yine bozulurdu.
Olsun yaşardık
şimdilerde ağlanacak halimize ölüyoruz.

23 Temmuz 2011 Cumartesi


Vicdanının sesini duyamayacağın kalabalıklardan uzak dur.

3 Eylül 2010 Cuma


Yazmayı unutmuşum gibi geldi yazıya başlarken. Kendim olmayı unutmuşum. Ya da şu aralar kendimi beğenmemeye başladım. Yarın ve yarından sonra 6 sınavım var ve ben nerede gireceğimi bile bilmiyorum. Eve de kağıt gelmemeye başladı zaten 3. yıldan sonra. Niye diye de sormadım. Üşenmeden ki şunu alıp şuraya koymaya üşenen bir insanımdır, gidip Aöf bürosuna sınav kağıdımı alıyorum. Alıyorum da n'olyor sanki, sınav kağıdımı almak için o kadar efor sarfetmemiş gibi bir de sınava giriyorum. Giriyorum da n'oluyor sanki, cevap anahtarına 3 kere A, 3 kere B, al fa be işaretleyip geliyorum. İşaretliyorum da n'oluyor sanki, bir gün de tutsa şunlar, o kadar uğraşmış işaretlemeye deseler ölüvercekler aman. Aman!
Kendimi beğenmiyorum dedim ya, işte gittim saçımı kestirdim, ilkokuldan beri böyle kısalmamışlardı. Hem değişik hem güzel oldu. Biraz beğendim kendimi. Ama olay öyle değil, içinde bir şeyleri değiştirmek, içini güzel görmek önemli. İç güzelliği önemli derler ya. Hah yalan işte o.
Yok yok o değil de, iyi ki saç diye bir şey var, yoksa neyimizi kestirir boyardık düşünmek bile istemiyorum.
Günler içimi sıkarak geçiyor, gece olunca ruhumu leğene teslim ediyorum. Leğen beni yıkıyor, sabah olunca da iplere seriliyor, rüzgar da ana avrat düz geçiyor üstümden... Sonra yine kirlen, yine leğen...

9 Eylül 2009 Çarşamba

Çalındı

Kapı çalındı
Açmaya davranayım derken
Uyandım ki
Çamların altında yatmıyor muymuşum
Sırtüstü,
Hücum etti gözlerime
Göğün mavisi

Hoş
Böyle de
Kapıyı açtım sayılır
Diğ mi

Aynı kapıya çıkmasa bile

Can Yücel

Bir Resim Karşısında

Tasvir gibi bakma öyle yüzüme
Bakar gibi gökyüzüne
Mahzun mahzun
Mazlum, mazlum!..
Ölmekle silinir mi sandın,
Silinir mi, bre hâyin,
İnsanları sevme suçun?..

Diktim bahçeme üç nar
Ağam gelir bakar diye,
Gelmiş ki benden habersiz,
Bakmış ki onlara zaar
Üçü de açtı narların.

Can Yücel (Nazım'a)

27 Ağustos 2009 Perşembe


Girdiği her tartışmayı savaş olarak gören kişinin; haklı olduğu konuda havaya, haksız olduğu konudaysa karşısındakine ateş etmesi son derece doğaldır.

Varabileceğimiz iki nokta var:
ya bütün farklılıklarımıza rağmen birbirimizi kabullenebileceğiz ve bu cümleden 'rağmen'i çıkartacağız; ya da silahlarımız yerine kendi üzerimize toprak atacağız.